İşte tüm ayrıntılarıyla esnaf-kurye modeli

Trendyol Express çalışanlarının ülke genelinde gerçekleştirdiği eylemler, e-ticaret sitelerindeki kargo çalışanlarının ‘esnaf-kurye’ de denilen çalışma modelini gündeme getirdi.

Trendyol Express çalışanları üç gün önce maaşlarına yapılan yüzde 11’lik zammı protesto etmek için kontak kapatma eylemlerine başlamış, sözleşmeli teslimatçılara yüzde 39 zam yapılmasıyla eylemler sona ermişti.

Eylemler sonrasında dünyada uzun süredir şirketlere çok kâr getiren bir uygulama olarak devreye sokulan ve Türkiye’de son birkaç yılda oldukça yaygınlaşan esnaf-kurye modeli tartışma konusu oldu.

Sozcu.com.tr işte bu ekonomik modeli mercek altına aldı.

ÇALIŞANLAR ŞAHIS ŞİRKETİ KURUYOR

Gig ekonomisi de denilen ve son yıllarda Türkiye’de oldukça yaygınlaşan bu modelde çalışanlar şahıs şirketi kurarak sisteme dahil oluyor. Böylece iş kanununa bağlı olmadıkları için işçilerin yararlanması gereken haklardan yararlanamıyorlar. Kendi hesaplarına çalıştıkları için de tatilsiz, uzun çalışma saatlerinin olduğu koşullarda çalışıyorlar. Yatırım maliyeti, sigorta ve diğer masraflar da çalışanlar tarafından karşılanmış oluyor.

Yurtdışında daha öncesinde de uygulanan bu model, Türkiye’de son yıllarda e-ticaretin artmasıyla taşımacılık sektörüne girdi. Bu sistemde taşımacılar, kargo şirketlerine ait gönderileri teslim eden şahıs şirketleri olarak hizmet veriyor.

Bu sisteminde dahil olduğu, çalışanların şirketlerle iş sözleşmesi ile değil ortaklık yoluyla bağlandığı iş modellerine dünya üzerinde gig ekonomisi ismi veriliyor. “Gig” müzik sektöründen gelen bir terim ve “kısa süreli iş” anlamına geliyor. Dünya üzerinde en çok bilinen gig ekonomisi modelleri de Uber sürücüleri, Airbnb ev sahipleri ve e-ticaret satıcıları. Bu şirketlerde evini-arabasını ve emek gücünü kiralayan insanlar şirketin çalışanı değil, iş ortağı.

E-TİCARET BÜYÜYOR

Türkiye’de son yıllarda e-ticaret büyük bir büyüme kaydediyor. Ticaret Bakanlığı e-ticaret bilgi platformunun verilerine göre, Türkiye’de e-ticaretin toplam ticaret içindeki payı yıldan yıla genişliyor. Verilere göre, 2021 yılı ilk 6 ayı itibarıyla Türkiye’de e-ticaret hacmi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 75,6’lık artışla 161 milyar TL olarak gerçekleşti. 2019 yılında toplam e-ticaret hacmi 136 milyar lira olmuştu.

Yani pandemide e-ticaret hacminde büyük bir sıçrama yaşandı. Bu sektördeki büyüme trendi de büyük bir hızla sürüyor. Örneğin, 2021 yılı ilk 6 ayında sipariş adetleri yüzde 94,4 artış ile 850,7 milyon adetten 1 milyar 654 milyon adede yükseldi.

TÜRKİYE’DE YAYGINLAŞTI

Özellikle pandemide gelir rekorları kıran e-ticaret firmaları da dağıtım konusunda daha az maliyetli çözümler üretebilmek için farklı ekonomik modeller geliştiriyor. Daha öncesinde belirli kargo firmalarıyla çalışan e-ticaret siteleri, kendi kargo ağlarını kurmaya başladı.

2016 yılında Hepsi Burada’nın HepsiJet’i kurmasıyla başlayan süreci 2018 yılında Trendyol Express, 2019 yılında ise Kolay Gelsin (Amazon) şirketleri takip etti. Getir ve Banabi gibi yemek ve market siparişi taşıyan şirketler de esnaf kurye modelini kullanıyor. Aynı şekilde market siparişi taşıyan Trenyol Go da benzer koşullarda personeller çalıştırıyor. Son yıllarda kargo şirketleri de benzer şekilde eleman alımlarına başladı.

MASRAFLAR ÇALIŞANA AİT

Çalışanın kendi çalışma düzenini oluşturduğu bu modelde sigorta gibi özlük haklarına dair işlemlerini çalışanın kendisi yapmak zorunda. Çünkü bunu yapacak farklı bir birim bu çalışma modelinde söz konusu değil. Dağıtım aracı ve muhasebe masrafları gibi masraflar da çalışanlar tarafından üstleniliyor.

Ayrıca bu şirketlere bağlı çalışan esnaf-kuryeler her aracı kullanamıyor. Bu çalışanların kullandığı araçlarla ilgili marka ve model sınırlandırmaları bulunabiliyor. Örneğin bir e-ticaret şirketinin internet sitesinde verdiği bilgiye göre, çalışanların minivan veya benzeri minimum 5 metreküp taşıma hacmi olan 2010 ve üstü araçlar kullanmaları zorunlu.

MONTU DAHİ SATIYORLAR

Bunun dışında yaya veya motosiklet ile de çalışabilmek mümkün. Bazı şirketlerdeyse teslimat sırasında giyilen logolu montlar veya çantalar için dahi şirketlere para ödenmesi gerekiyor.

Maaşlı bir çalışan olmadıkları için alınan iş ya da projeler üzerinden ücret elde ediliyor ve işçi çalıştığı kadar ödeme alıyor. Kimi şirketler teslim edilen paket başına ödeme yaparken kimi şirketler de komisyon usulü çalışıyor. Algoritmaların belirleyici olduğu bu iş modelinde bazen gidilen kilometre üzerinden hesaplama yapılırken bazen de teslim edilen paket üzerinden hesaplama yapılıyor.

‘100 BİNDEN FAZLA KİŞİNİN ÇALIŞTIĞI TAHMİN EDİLİYOR’

Konuyu sozcu.com.tr’ye değerlendiren iktisatçı Dr. Anıl Aba, “Gelinen noktada Türkiye’de 100 binden fazla kişinin esnaf kurye şeklinde çalıştığı tahmin ediliyor” dedi. Kendi hesaplarına çalışan bunca işçinin hukuki statüleri gereği sendikalaşmasının çok zor olduğunu aktaran Aba şu değerlendirmelerde bulundu:

“Belirli ve sabit bir gelirleri yok. Bazı aylar az, bazı aylar çok kazanıyorlar. Bazı aylar da hiç kazanmayabiliyorlar. Ama ev sahibi kirayı bazı aylar az bazı aylar çok almıyor. Ya da çalışmak için satın aldıkları minibüsün kredi taksiti bazı aylar az bazı aylar çok olmuyor.

Gig ekonomi esnek ama tek taraflı esnek… İnsanların zaruri ihtiyaçlarını karşılamak için belli bir eşiğin üzerinde öngörülebilir bir gelire ihtiyaçları var. Bu modelde böyle düzenli bir gelir olmadığı için esnaf kuryeler güvencesizliğin son noktasında çalışıyorlar.”

‘ŞİRKETLER SERMAYE YATIRMADAN BÜYÜYOR’

Şirketlerin esnaf kurye modeli sayesinde maddi, manevi ve hukuki birçok yükümlülüğü işçiye devrettiğini belirten Aba şöyle konuştu:

“Bu model sayesinde, bazı bölgelerde, aynı gün içinde teslimat yapabilen aracı kurye şirketleri var. Hem performansı artırıyorlar hem maliyetlerini azaltıyorlar. Dolayısıyla online perakendeciler, bildiğimiz hantal ve yavaş kargo şirketleriyle çalışmak yerine esnaf kurye modeli işleten aracı şirketlerle çalışmayı tercih ediyorlar.

Bu şirketler fazla bir sermaye yatırmadan büyüyorlar. Zira arabayı, minibüsü ya da motosikleti bile kuryenin kendisi alıyor. Diğer bütün ekstra harcamaları kuryenin kendisi yapmak zorunda kalıyor. Uber ve AirBnB de bu şekilde büyüdü. AirBnB dünyanın en büyük konaklama şirketi ama tek bir dairesi ya da oteli yok. Marjinal maliyeti sıfıra yakın olan bir hizmet için iki taraftan da tekel komisyonları alarak büyüyorlar.”

KAZALARA DAVETİYE…

Bu modelde ayrıca işçiler çalışmadıkları veya kendine tatil olarak ayırdığı günlerde para kazanamıyor. Buna hastalık, bayram, resmi tatil günleri de dahil.  Çalışanlar çoğu zaman kredi ile aldıysa araçların masraflarını veya gündelik ihtiyaçlarını karşılamak için uzun saatler boyunca çalışıyor.

Bu çalışanlar iş kanununa tabi olmadığı için yasal olarak çalışma saati ve gününe yönelik herhangi bir kısıtlama bulunmuyor. Yorgunluk, aşırı çalışma gibi durumlar aynı zamanda kazalara da davetiye çıkartabiliyor.

Ayrıca bu modelde çalışanların sabit bir kazancı da bulunmuyor. Çalışanlar parça başı ücret aldıkları için kimi aylar yoğun iş alırken kimi aylar daha sakin olabilirken bu da kazancın düzensiz olmasına sebep oluyor.

‘BAZI GELİRLER ASGARİ ÜCRETİN ALTINDA’

Bu sistemde başlarda, rekabet fazla değilken çalışanların yüksek gelir elde edebildiğini ancak piyasanın şişip rekabetin artmasından sonra ortalama gig sektörlerdeki bazı işçi gelirlerinin asgari ücretin altına düştüğünü belirten Aba, “Yüksek olduğu düşünülen gelirleri de brüt ücret gibi düşünmek lazım. Zira siz sigorta primlerini, gelir ve damga vergisini kendiniz ödemek durumundasınız. Benziniydi, elbisesiydi, kaskıydı, kaskosuydu, trafik cezasıydı, muhasebecisiydi derken elinizde kuş kadar bir para kalıyor. Büyük kazalar yapanlar seneyi ekside tamamlayabiliyorlar” dedi.

Aba, “Şirket esnaf kuryelerin yaşam standartlarıyla hiç ilgilenmiyor. Bir kurye hasta olur da 10 gün işe gelmezse hemen ilişkisini kesiyorlar; nasıl olsa aynı şartlarda çalışmaya hazır milyonlarca işsiz genç var” değerlendirmesinde bulundu.

‘İNSANLARIN ÇARESİZLİĞİNİ KULLANIYORLAR’

Aba son olarak şirketlerin yüksek işsizlikten istifade ettiğini belirterek bu modelde iyileştirme yapılması gerektiğini savundu. Aba şöyle dedi:

“Konvansiyonel kargo modelinde iyileştirmeler yapılabilir, yapılmalı da. Yeni teknolojiler verimliliğin artırılması için kullanılabilir. Fakat esnaf kurye modeli teknolojik bir inovasyonun ötesinde bir organizasyon tasarımı.

Bu model ile şirketlerin yüksek işsizlik oranından ve düşük alım gücünden istifade ederek kendi maliyetlerini dışsallaştırmasına yarıyor. Kim esnaf kurye olur? İnsani koşullarda çalışıp düzenli bir maaş elde edebileceği bir iş bulamayan kişiler. Ekonominin durumu ortada. Bugün 8 milyon işsizin önemli bir kısmı potansiyel esnaf kurye. Sistem insanların çaresizliklerini kullanarak sömürüyü artırıyor. Müthiş bir toplumsal yozlaşma ve yabancılaşma…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.