Ekonomi Dünyası… Market etiketleri zamlanırken çalışanın pastadaki payı nasıl küçüldü?

Cumartesi günü eşim Çanakkale’deki zincir marketlerden birinde ufak tefek bir şeyleri öderken, kasadaki genç arkadaş, “Abla ne alacaksan, bugün al. Çünkü Pazartesi günü etiketleri değiştireceğiz, marketi geç açacağız” demiş.

Zam, zam zam… İşte Hazine ve Ekonomi Bakanı Mehmet Şimşek’in acı reçetesi bu… KDV oranı iki puan artışla yüzde 20’ye çıktı. Hem vergi artışı hem de döviz kurundaki artışlar Temmuz ayıyla beraber fiyatlara yansıyacak. Yani zam dalgası bitmeyecek.

Haziran itibarıyla yıllık enflasyon TÜİK’e göre, yüzde 38.21, ENAG’a göre yüzde 108.58. Ünlü ekonomist Steve Hanke’ye göre ise yüzde 60. Resmi veriye göre dünyada enflasyonun en yüksek olduğu 11’inci ülkeyiz.

Gıda enflasyonu TÜİK verisiyle Haziran’da yüzde 54 oldu. Türkiye bu konuda dünyada ise dokuzuncu sırada… Yılın ikinci yarısında enflasyonun yükseleceği su götürmez bir gerçek ve dünya enflasyon sıralamasındaki yerimiz bakalım, nerelere çıkacak.

MEMURA BOL KESEDEN, EMEKLİLER ÜVEY EVLAT

Kredi Yurtlar Kurumu’nda memur olarak çalışan bir arkadaşımız var. Ev tamiratından da anlıyor, arada sırada bize geliyor, iş yapmaya… Diyor ki “Memurlar işlerini kaybedecekler diye oy veriyorlar. Yoksa hepsi iktidar yanlısı değil, ama öyle görünüyorlar ve oylarını da öyle kullanıyorlar.”

Doğrudur. Memurlar gerçekten bir oy deposu… Yeni bakan Mehmet Şimşek’in acı reçetesi onlara uygulanmıyor. Malumunuz en yüksek maaş zammını yine memur kesimi aldı. Örneğin 8 bin lira seyyanen zamla, bizim teknisyen arkadaşın maaşı 13 bin liradan 23,5 bin liraya çıktı.

Emekliler ise üvey evlat oldu. Kendimden biliyorum, emekli maaşları 2-3 yıl önce asgari ücretin epey üzerindeyken, şimdi, son yüzde 25 zamma rağmen altında kaldı. Üniversite mezunu, 25 yıl çalışıp primlerini ödemiş bir emekli asgari ücretin altında maaş alıyor. Hangi sosyal devlette, refah toplumunda görülmüş bir şey bu?

KAMU PERSONELİ SAYISI 6 YILDA İKİ KAT ARTTI

Memurlar ise oy deposu olduğundan kamu personeli sayısı durmadan şişiyor. 2017’de kamuda görevli 2.7 milyon personel varken, bugün bu rakam 5 milyonun üzerine çıktı. 6 yılda neredeyse iki katına çıktı. En büyük işveren devlet oldu. Ücretli çalışan 14.5 milyonun 5 milyonu devlet memuru…

Her ile, her ilçeye üniversite, fakülte, MYO açmanın sonucunda, niteliği tartışmalı üniversite mezunlarının işsiz kalmasına mani olmak için devlet kadroları böyle dolduruluyor. Zaten üniversiteler de işsizliğin sübabı niteliğinde; lise mezunları bu üniversitelere doldurulup, genç işsizliği kontrol edilmeye çalışılıyor.

PASTA EŞİT OLMAYAN BİR ŞEKİLDE DAĞITILDI, ÜCRETLİLERİN MİLLİ GELİRDEKİ PAYI İNİŞTE

Asgari ücrete, memura yapılan onca zamma rağmen, ücretlilerin milli gelinden aldığı pay 2019’da yüzde 35 iken 2022 yılında yüzde 26.5 ile tarihi düşük seviyelere indi. Emekçilerin milli gelirdeki payının bu seviyelere düşmesiyle emek sermaye makası iyice açıldı.

Haziran başında açıklanan 2023 birinci çeyrek yıl milli gelir verilerinde ücretlilerin payı yüzde 38’e sıçramış görünüyor. 2022 son çeyrekte yüzde 25 iken emekçilerin lehine 13 puanlık bir sıçrama oldu. Umarız, 2023’ün tamamında emeğin payı bu seviyelerde kalır.

Ancak duayen iktisatçılar bu kadar umutlu değil. Prof. Dr. Korkut Boratav, şöyle diyor:

“Sermaye katmanlarına dönük Türkiye Cumhuriyeti iktisat tarihinde nadiren yaşanmış, muhtemelen daha önce yaşanmamış büyük bir kaynak aktarımını sağlandı. Yani sermaye 7 yıllık bir bilançoda ihya oldu. Milli gelir verileri veriyor bunu. Sermayenin gayrisafi yurtiçi hasılada veya net hasıladaki payı 7 yılda 10 puan kadar arttı. Bu büyük bir bölüşüm şokudur. Elbette emekçilere de yansıdı, aynı şekilde ücretlilerin de payı daraldı. Daraldı ama büyümenin verdiği olanaklar emekçi sınıflara eşit olmayan bir şekilde dağıldı. En ağır darbe, en ağır sıkıntı enflasyonu kolaylıkla telafi edemeyen ücretli ve maaşlı kesim için bu oldu.”

Son 12 yılda yoksulların payı küçülürken, en zenginin payı yüzde 2.7 arttı

(Milli gelirin yüzde 20’lik gruplar halinde dağılımı, %)

Kaynak: TÜİK

NÜFUSUN YARISI MİLLİ GELİRDEN YÜZDE 14, EN ZENGİN YÜZDE 1 İSE YÜZDE 19 PAY ALIYOR

Gelir dağılımı ile ilgili veriler de bu yönde… TÜİK verilerine göre, 2007 yılında nüfusun en yoksul yüzde 20’si milli gelirden 6.4 pay alırken, en zengin yüzde 20’nin payı yüzde 45.5 idi. 2022’ye gelindiğinde en yoksul yüzde 20 yüzde 6.1’e düşerken, en zengin yüzde 20’nin payı yüzde 47.6’ya çıktı.

Nüfusun yüzde 10’luk dilimlerinin milli gelirden aldığı paya bakacak olursak, nüfusun yarısında yüzde 10’luk dilimlerde son 16 yılda milli gelir pastasından aldığı payı artıran kesim yok. İlk 5 yüzde 10’un payı sürekli küçülmüş.

En alttaki yüzde 10’un payı yüzde 2.3, ikinci yüzde 10’un yüzde 3.8 ve buna karşılık en zengin yüzde 10’un payı yüzde 32.7, ikinci en zengin yüzde 10’un payı ise yüzde 14.9.

Bunlar TÜİK’in resmi verileri, Dünya Eşitsizlik Veritabanı (World Inequality Database) adlı kaynağa göre ise, Türkiye’de 2021’de nüfusun en alttaki yüzde 50’sinin milli gelirden aldığı pay yüzde 14.2, buna karşılık en zengin yüzde 1’in aldığı pay ise yüzde 18.8…

Kaynak: TÜİK

GINI KATSAYISINA GÖRE GELİR ADALETSİZLİĞİNDE 163 ÜLKE ARASINDA EN KÖTÜ 45’İNCİYİZ

Türkiye’de gelir adaletsizliği dünya ülkeleri ile karşılaştırdığımızda, daha net anlaşılıyor. Gelir adaletsizliğini ölçen Gini endeksine göre, Türkiye bu konuda, 41.9 Gini katsayısı ile 163 ülke arasında en kötü 45’inci durumda. Bu oranın düşük olması o toplumdaki insanlar arasındaki daha az ekonomik eşitsizlik ve zenginlik ile kaynakların daha adil bir şekilde dağıtıldığı anlamına geliyor. Güney Afrika 63 olan Gini katsayısı ile gelir dağılımında en kötü ülke durumunda…

Bizden kötü bazı ülkeler; Filipinler, Arjantin, Şili, Meksika, Suudi Arabistan… Bizim ayarımızda ancak daha iyi ülkeler; ABD, Haiti, Malezya, Katar, İran, Kenya, Bulgaristan, Fas, Sri Lanka, Venezüela…

Dünyada gelir dağılımının en iyi olduğu beş ülke de şöyle: Slovakya, Slovenya, Belarus, Ermenistan, Çek Cumhuriyeti… Bu ülkelerin Gini katsayısı 23-25 aralığında…

Türkiye geçen Eylül ayında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) yayımladığı bir veriye göre, 37 üye ülke arasında gelir dağılımı adaletsizliğinin en yüksek olduğu dördüncü ülke. Bizden kötü olanlar Kosta Rika, Şili ve Meksika… Avrupa Birliği (AB) ülkeleri içinde ise gelir eşitsizliğinde Türkiye’den daha kötü durumda olan tek ülke Bulgaristan.

FRANSA’DAKİ İSYAN ATEŞİNİN NEDENİ DE GELİR ADALETSİZLİĞİ VE YOKSULLUK

Zaten, sadece Türkiye’de değil tüm dünyada en yakıcı sorun haline geldi.

Fransa’da önceki hafta özellikle göçmenlerin fitilini ateşlediği isyanın önemli bir nedeni de gelir eşitsizliğine dayanıyor. Ülkede 5.2 milyon insan yoksul mahallelerde yaşıyor ve toplam 1.514 varoş mahallesinin sakinlerinin yüzde 24’ü Fransa’da doğmadı.

Yoksul sayısının 15 milyon, yoksulluk oranının yüzde 21 olduğu Fransa’da 2021 itibarıyla en yoksul yüzde 50 milli gelirden yüzde 23 pay alıyor. Buna karşılık en zengin yüzde 1’in payı yüzde 31…

EN ZENGİNLER SERVETLERİNE 852 MİLYAR DOLAR DAHA KATTI

Bloomberg tarafından derlenen verilere göre, dünyanın en zengin insanları 2023’ün ilk yarısında servetlerine 852 milyar dolar daha kattı. Bloomberg Milyarderler Endeksi’nin her bir üyesi, son altı ayda günde ortalama 14 milyon doların üzerinde para kazandı. Buna karşılık dünya nüfusunun yüzde 47’si günde 6,25 dolarla zorlukla hayatta kalmaya çalışıyor.

Yılın ilk yarısında dünyadaki 2 bin 640 milyarderin servetindeki artış, 2020’nin ikinci yarısından bu yana en büyük altı aylık artış oldu. Dünyanın en zengin insanı olan Elon Musk, ilk yarıda 96 milyar, Facebook’un patronu Mark Zuckerberg ise 59 milyar dolar daha zengin oldu.

Özellikle Wall Street gibi büyük borsalardaki yükseliş sayesinde, şirket ortağı olan ultra zenginlerin servetleri muazzam artıyor. Mart 2020 ile Mart 2023 arasındaki üç yılda, New York Borsası’nın en büyük üç endeksi yüzde 70 arttı. Bu yılın ilk yarısında da S&P 500 endeksi yüzde 16 ve Nasdaq endeksi yüzde 39 yükselerek şimdiye kadarki en iyi ilk yarısını yaşadı. Çünkü yapay zeka yatırımcı çılgınlığı teknoloji hisselerine olan talebi körükledi.

GEÇEN HAFTA NE OLDU, BU HAFTA NELER OLACAK?

ABD ekonomisinde Haziran ayında tarım dışı istihdam 209 bin artış gösterdi. Bu rakam Aralık 2020’den bu yana en düşüğü ve 225 bin olan beklentinin altında. Diğer yandan FED’in bu ay 25 baz puan faiz artışına gitmesine kesin gözüyle bakılıyor. Dow Jones endeksi haftayı yüzde 1 artışla tamamlarken, S&P 500 ve Nasdaq endeksleri pek değişmedi.

Avrupa borsaları da haftayı düşüle kapattı. Avrupa için gösterge endeks Stoxx 600 yüzde 3.1 geriledi. İlginç bir gelişme; Rusya’da MOEX endeksinin 16 ayın en yükseğine çıkmasıydı. Rublenin değer kaybı, hükümetin büyük şirketlere uyguladığı olağanüstü vergileri azaltacağı beklentisi, enerji şirketlerinin canlanan satışları borsayı yukarı taşıdı.

Dünya ticaretinin barometresi niteliğindeki Baltık Kuru Yük Endeksi, geçen hafta yüzde 7.5 geriledi. Haftayı 1.009 puandan kapatan endeks son iki hafta art arda inişteydi.

Diğer yandan Türkiye’deki artışa karşın dünyada gıda fiyatları Haziran ayında son iki yılın en düşük seviyesine indi. FAO Gıda Fiyatları Endeksi, Nisan 2021’den beri en düşüğüne gerilerken hububat fiyatları yüzde 2.1, sıvı yağ ise yüzde 2.4 düşerek Ekim 2020’den bu yana en düşük seviyeye indi.

Hafta içinde onsu 1.940 doları iki kez deneyen ancak geçemeyen altın Cuma günü 1.930 dolardan kapandı. Altın piyasasının FED’in 25 baz puan faiz artışını fiyatlandırdığı belirtiliyor.

Gelecek hafta bütün gözler bütün gözler ABD’de Haziran ayı enflasyon verilerinde olacak. Ayrıca önemli FED yetkilileri konuşmalar yapacak. Tüketici güven endeksi, üretici fiyatları, ihracat ve ithalat fiyatları gibi veriler de açıklanacak. Kanada ve Güney Kore merkez bankalarının para politikası toplantıları ve Çin, Brezilya, Hindistan ve Rusya’da Haziran ayı enflasyon verileri de izlenecek.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx