Düşünce kuruluşları, fosil yakıt kullanımı sınırlandırılmadan iklim hedeflerine ulaşılamayacağı görüşünce

Sivil toplum ve düşünce kuruluşları, fosil yakıt kullanımı sınırlandırılmadan Türkiye’nin iklim hedeflerine ulaşamayacağını belirtiyor.

Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi, Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFİA), WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) ve Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN Europe), Konya’da 21-25 Şubat tarihlerinde gerçekleştirilen İklim Şurası sonucunda yayınlanan 217 maddelik tavsiye kararlarına ilişkin ortak açıklama yaptı.

Açıklamada, komisyonlarda katılımcı bir süreçle alınan politika önceliklerinin şura sonucunda ortaya çıkan tavsiye kararlarına yansımadığı ve komisyonlardan iletilmeyen yeni kararların da son metne eklendiği ifade edildi.

Kömürden çıkışı konu edinen maddenin komisyonda itiraz edilmeden kabul edildiği kaydedilen açıklamada, bu konuda tavsiye kararlarında farklı bir madde yer aldığı aktarıldı.

Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Ümit Şahin, İklim Şurası’nın önemli politika önerileri sunmasına rağmen kömürden çıkış konusunda yanlış bir tutum aldığını, doğal gaz ve nükleer gibi çözümleri öne çıkardığını belirterek, şurada çevre adına önemli bir şansın kaçırıldığını ifade etti.

SEFİA Kurucu Direktörü Bengisu Özenç, İklim Şurası’nın Türkiye’nin uzun dönemli iklim politikalarına yön vermesi beklenilen ve önemsenilen bir mekanizma olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:

“Ancak Şura’dan çıkan kararlarda, özellikle bu Şura’nın ana konusu olan emisyon azaltımında, komisyon toplantılarında çokça dile getirildiği ve yuvarlak masaya taşındığı halde ‘kömürden çıkış’ gibi en temel konuda siyasi bir irade beyan edilememiş olması iklim hedefleriyle çeliştiği gibi, diğer komisyonların çalışma konularını da etkileyecek niteliktedir. Dahil olduğum Yeşil Finansman ve Karbon Fiyatlama komisyonunda da ele alınan önemli noktalardan bir tanesi Türkiye’nin elektrik arzında kömürden çıkmaması durumunda özel sektörün önümüzdeki dönemde karbon fiyatları yoluyla üretim faaliyetlerinde daha fazla maliyetle karşılaşacağına ilişkin değerlendirmelerdi. İklim politikalarını bütünsel bir şekilde ele alamadığımız sürece ne yazık ki zaman kaybetmeye ve iktisadi olarak da ciddi maliyetlerle karşılaşmaya devam edeceğiz.”

Kömürden kademeli çıkarak ve gaz kullanımını artırmadan net sıfır hedefi mümkün

WWF-Türkiye İklim ve Enerji Programı Müdürü Tanyeli Sabuncu ise Türkiye’nin iklim politikasının 1,5 derece hedefiyle uyumlu hale getirilmesi için çok önemli bir fırsat sunan İklim Şurası’nın daha kapsayıcı bir işleyişle daha iyi değerlendirilmesinin mümkün olabileceğini dile getirerek, “Enerjide dönüşüm, sanayi ve ulaştırma politikaları gibi net sıfıra giden yolda en kritik unsurların tartışıldığı azaltım komisyonuna sivil toplum kuruluşlarının katılımı ve görüşlerinin dikkate alınması, 2053 net sıfır vizyonuna daha iddialı karbon azaltım hedefleri yönünde katkı yapabilecekken bu fırsat kaçtı.” ifadelerini kullandı.

Yapılan çalışmaların Türkiye’nin ancak kömürden kademeli olarak çıkarak, doğal gazı da artırmadan net sıfır hedefine ulaşmasının mümkün olduğunu ortaya koyduğunu aktaran Sabuncu, “Bu açıdan bakıldığında Şura’nın tavsiye kararlarının ne yazık ki Türkiye’nin yeşil dönüşümü bağlamında, enerjide fosil yakıtlara bağımlılıktan kurtulması açısından bekleneni veremediğini söyleyebiliriz.” değerlendirmesini yaptı.

CAN Europe İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz de sera gazı emisyon azaltımına yönelik sunulan kararların Şura’nın ilk üç günündeki toplantılarda uzlaşılan kararlara aykırı olmasının Türkiye iklim politikasının katılımcı, bilime dayalı, iklim adaletini esas alan ve 1,5 derece hedefine uygun şekilde belirlenmesinin mümkün olmayacağına ilişkin kaygıya neden olduğunu kaydetti.

“Göç, Adil Geçiş ve Diğer Sosyal Politikalar Komisyonu”na katkı verdiğini dile getiren Katısöz, “Burada adil geçiş için iyi bir çerçeve çizdik ancak ortada adil olacak bir kömürden çıkış ya da fosil yakıtlardan çıkış kararı yok. Üstelik fosil yakıtlara dayalı bir ‘kalkınmayı’ önceliklendiren, hatta makul gören bir yaklaşım var.” ifadelerini kullandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.