Deniz Berktay ile Kuzeyden notlar: Eksen mi değişiyor?

Türkiye, NATO üyesi olmasına rağmen özellikle 2000’lerin başından itibaren, Rusya’yla yakın ilişkiler kurdu. Fakat Rusya’yla ilişkileri de Ukrayna’yla dengeleme çabasına girdi.

Türkiye, 2014’te Rusya’nın Kırım’ı ele geçirmesi sonrasında da kendince bir denge politikası izledi: Rusya’nın Kırım’ı ele geçirmesini eleştirip Ukrayna’ya destek verdi. Fakat Rusya’ya yönelik yaptırımlara katılmadı.

Rusya’yla Ukrayna arasında doğrudan savaş başladığında da Türkiye, dengeli politikayı sürdürdü. Bu sayede geçen mart ayında İstanbul, müzakerelerin merkezi haline gelmişti.

Ancak, savaşın uzadığı şartlarda, arabuluculuğu teklif dahi etmek zorlaştı. Türkiye’nin acil barışı istemesine karşılık ABD ve İngiltere, savaşın sürmesini açıkça savunuyorlar. Ayrıca Ukrayna’nın bazı başarılar elde etmesi ve Batı’nın Ukrayna’nın beklentilerini yükseltmesi sonrasında, ateşkesten bahsedenlere Ukrayna’da, “Bizim savaşı kazanmamızı istemiyorlar” şeklinde tepki gösteriliyor.

İsrail modeli

Ukrayna yönetimi Vilnius’taki NATO Zirvesi’nde, NATO üyeliğini hayal ediyordu. Bunun gerçekçi olmadığı, savaştaki bir ülkenin NATO’ya giremeyeceği söylenince, bu sefer de Ukrayna, “savaştan sonra NATO’ya gireceğinin” belirtildiği bir güvence verilmesini, ayrıca üye olmadan da mevcut savaşta Rusya’ya karşı güvenlik garantilerinin verilmesini talep etmeye başladı. Biden, İsrail modelinden söz ediyor, ki bu modele göre ABD, İsrail’e yaptığı yıllık savunma yardımlarını yasal güvenceye almış durumda. Ne var ki bu model, savunma yükümlülüğünü içermiyor.

İşte, Erdoğan’ın Ukrayna’nın NATO üyeliğini hak ettiğini söylemesini, bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Biden bile Ukrayna’nın derhal NATO’ya girmesini desteklemezken Türkiye’nin açıklamasının tabloyu değiştirmesi beklenemez. (Ukrayna’nın gelecekte bir zaman NATO’ya girmesi gerektiğini de zaten bütün NATO üyeleri söyleyip duruyordu. Mesele, somut bir takvimin olup olmaması)

Güven sorgulatabilir

Asıl soru işareti yaratan konu ise daha önceden Rusya’yla varılan anlaşmaya rağmen, Rusya’nın “neonazi” ve “terörist” olarak adlandırdığı Azak Taburu’nun kumandanlarının savaş bitmeden Ukrayna’ya teslim edilmesi. Putin’in sözcüsü Peskov’un önceki günkü ve dünkü açıklamaları, bu konuda Rusya’nın Türkiye’ye tepkisini yansıtıyor. Ancak Rusya’nın açıklamaları, Türk-Rus ilişkilerinin çok boyutlu olduğuna işaret ediyor ve bu olayın tek başına ilişkilere ağır zarar vermeyeceği izlenimini veriyor. Öte yandan, Gülru Gezer’in dün İndependent Türkçe’de yaptığı iki değerlendirmeye ben de katılıyorum. Bir taraftan Azak Taburu komutanları konusundaki adım, “İsveç’in üyeliği sürecinde Türkiye’nin üzerindeki baskıyı hafifletmesi için atılmış olabilir.” Diğer taraftansa, bu gelişme, “Rusya ve Putin’in, Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik güvenini sorgulamasına neden olabilir”.

Dolayısıyla, Zelenski ziyaretindeki gelişmeler, Türkiye ile Rusya arasında güven sorununa yol açtı. Bu gelişmenin etkilerini ise Türkiye’nin Vilnius zirvesindeki tavrına ve Rusya’nın önümüzdeki haftalarda göstereceği tavra bakarak anlayabileceğiz.

[email protected]

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx